Hemsireyiz.Biz : Türkiye'nin hemşirelik sitesi
Hemşire Forumları | HEMŞİREYİZ.BİZ

86,335 hemşire olduk

şunda ARA

THD Başkanı Prof.Dr.Saadet Ülker'in Hemşirelik Sürecine bakış açısı hk.

Son Mesajınız 11-06-2012, 20:01 SEDEF ÇÖRDÜK tarafından gönderildi. 4 yanıt.
Mesajları Sırala: Önceki Sonraki

  •  30-05-2012, 13:42 241346

    THD Başkanı Prof.Dr.Saadet Ülker'in Hemşirelik Sürecine bakış açısı hk.

    Erken çocukluk döneminde başlayan karar verme eylemi bireyler bilinçli kaldığı sürece devam eder. Bireysel ve profesyonel yaşantımızda verdiğimiz bazı kararlar iyi veya kötü sonuçlara yol açabileceğinden başarılı karar veren bireyler haline gelmemiz önemlidir. Hasta bakımında, yapılacak hatalardan doğacak sonuçların bedelinin insan hayatı olması nedeniyle mesleğimizde iyi kararlar verebilen bireyler yetiştirmek de çok önemlidir. İyi karar verebilmek için karar verme sürecinin nasıl oluştuğunu, hangi evrelerden geçmek yoluyla karara ulaşıldığını bilmek gereklidir. Karar süreci, aynı zamanda sorun çözme sürecidir. Bireyler nasıl iyi (başarılı) karar verici olabilir? Başarılı karar verme yaşam deneyimleri ile öğrenilebilir fakat herkes bu deneme - yanılma yöntemiyle iyi karar vermeyi öğrenemez. Ayrıca, karar vermeyi öğrenme yöntemi olarak kişinin kendi yaşam deneyimlerini kullanması çok şeyi şansa bırakır. Profesyonel yaklaşım kullanarak karar vermeyi öğrenmek deneme-yanılmayı ortadan kaldırır ve öğrenmeyi doğruluğu kanıtlanmış bir süreç üzerinde odaklaştırır. Profesyonel yaklaşım karar vermeye ilişkin daima kuramsal bir sistemin uygulanmasını içerir. Hemşirelik süreci eğitimciler tarafından etkili bir karar verme aracı ve sorun çözme modeli olarak tanımlanmıştır. Karar vermede yardımcı olan çeşitli yapılandırılmış teknikler vardır. Hemşirelik süreci de karar verme sürecinin çeşitli adımları tanımlanmış olduğundan dolayı yapılandırılmış bir tekniktir.

    İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Öğrencileri Mesleki Örgütlenme Kulübü tarafından 22 Mayıs 2012 tarihinde gerçekleştirilen "Genç Hemşireler Buluşuyor" konulu öğrenci programında Prof.Dr. Saadet Ülker'in konuşması sırasında "hemşirelik süreci"nden, hemşireliğin iyi yapılmasını önleyen bir kanserleşme olarak söz etmesi beni rahatsız etti. Biz yıllardır hemşirelik süreci tekniğini kullanarak hemşire adaylarına bireysel/profesyonel yaşamında nitelikli karar vermeyi öğretmek için çabalarken Sayın Ülker'in henüz öğrenci olan hemşirelere hemşirelik sürecini "kanser olgusu" olarak göstermesi üzücü aynı zamanda düşündürücü bir yaklaşımdır. Bir konuda Sayın Ülker'e katılabilirim ne yazık ki birçok akademisyen hemşire tarafından hemşirelik süreci yeterince algılanabilmiş ve uygulanabilmiş değildir. Bu da gerçekte "karar verme süreci" olan "hemşirelik süreci"nin öğrenciler ve meslektaşlarımız tarafından iyi algılanamamasını/uygulanamamasını ortaya koymaktadır.

    Kanımca,  hemşire adaylarını/meslektaşlarımızı nasıl birer etkili/verimli karar veren bireyler haline getirebiliriz bunun için çaba harcamalıyız.

    Saygılarımla

    Prof.Dr.Nuray ENÇ

    İst. Üniv. Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi

    İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı Başkanı

     

  •  11-06-2012, 12:03 241738 Cevap 241346

    Cevap : THD Başkanı Prof.Dr.Saadet Ülker'in Hemşirelik Sürecine bakış açısı hk.

    Prof. Dr. Nuray Enç'in sayfanızda yer alan ülkemizde,   hemşirelik sürecininin  ele alınışına  ve bu  ele alışın  neden olduğu  zararlara/ sıkıntılara/ açmazlara    ilişkin   açıklamalarımı  ifade ettiğim ve sonunda " hemşirelik süreci uygulaması " hemşireliği içinden çıkılmaz hale getirmiş ve meslek için adeta bir kansere dönüşmüştür" ifademe ilişkin rahatsızlığını  dile getirmesinden olağan üstü memnuniyet duyduğumu  bildirmek ve bu nedenle kendisine teşekkür etmek isterim. 

    Umar ve dilerim ki bu konudaki diyalog büyür , yaygınlaşır ve böylece hem ülkemizin eğitim sistemine hem de hemşirelik eğitimine hakim olan "ezberci eğitim" sisteminin yıllardır düzeltmekten  kaçındığımız alabildiğine tehlikeli ve tuhaf  gidişine son vermenin çabaları içinde buluruz kendimizi.  Şimdiye kadar yapılan sayısız toplantı ve Eğitim Kongreleri buna çözüm getirmedi. Getiremezdi. Eğer asıl sorunun üstüne gitmekten kaçmaya devam edersek gitmeyecek de.

    Nedir sorun?  Hemşireliğin her düzeydeki  temel eğitiminde ,örneğin  öğrenci, anatomi, fizyoloji, histoloji, biyokimya, patoloji derslerini alırken, bu konuların içerikleri hep bu bölümlerin öğretim elemanları tarafından belirlendi.  Ya da , örneğin, bir biyolog bulunduysa o görevlendirildi  bu nitelikte ki dersleri vermek üzere. Oysa yapılması gereken şu idi:  Okulların hemşire olan öğretim elemanları bu bölümleri yönlendirmek, öğrencimiz bu derslerde şu şu ve şu bilgilere şu şu şu ve şu nedenlerle sahip olmalıdır. O nedenle dersin içeriğini ve süresini  ona göre belirleyiniz ya da birlikte belirleyelim  diyebilmeli , bununla da kalmayıp , belirlenen içerik ve süreyi uygulamaya geçirmeden önce yeniden birlikte gözden geçirmeliydi. Bu da yetmez, bu dersler ile programda ki diğer klinik boyutu da olan derslerin tamamı biribirini destekleyecek ve tamamlayacak bir yöntemle verilmeliydi.  Oysa ne oldu ya da oluyor? Dahiliye, cerrahi gibi klinik boyutu da olan dersler, temel derslerden kopuk kendi başına yol aldı/ alıyor.  Entegre sistem , ya da problem çözme yöntemi ile eğitimi deneyen  kurumlar oldu , ama, temel sorun ne yazık ki çözülmedi. Ezbercilik aldı başını gitti. Öğrenci çok sıkıntı çekti. Dönem, yıl kaybetti. Böylece tüm mesleki  öğretim yılları  ezberci bir yöntemle sürüp giderken, kliniklerde ezberle beyni şekillenmiş öğrenciye " bilimsel yöntemle yani hemşirelik sürecini kullanarak bakım planı yap" denildi. Sonuç ne oldu? Kabus!  Birbirine benzeyen kopya bakım planları. Çünkü, öğrenci , ezber bir  teorik eğitim ve bu ezberi sınayan bir sınav sisteminden geçmekte.  Bilimsel yöntemi nasıl kullanacak. Eğiticisi, bilimsel yöntemle ders anlatmamış ki? Program bu yöntem izlenerek oluşmamış ki!

    Sonuç: Bazı şeyler bilen, ama bildikleri arasında nedensellik bağları kuramayan öğrenciler ve mezunlar! Eleştirel düşünceden uzaklaşmış, denileni yapmaya hazır zihniyetler. Bu nedenle edilgen, ürkek , kaygılı , ama sorunun nerede yattığını görme konusunda sancı çeken bir meslek.

    Bu konuda yazılacak çok ama çok şey var. Ancak, bunun zemini bu sayfa olamaz. Çünkü, bu sayfa buna yetmez.

    THD şimdiye kadar hiç kongre yapmadı. Çünkü, THD 'nin inancı o dur ki, bir konu hakkında yeteri kadar tartışmaya imkan verecek birikim ya da huzursuzluk  olmadan,  sırf zamanı geldi diye kongre yapmanın bir anlamı yoktur. Kongreler kuşkusuz , sosyal paylaşıma imkan verir ve bu nedenle iyidir. Ama sosyal paylaşım için kongre yapılmaz. Kongreler,  tatil yapmak için bir fırsat da  değildir. Ancak, gerçekten  esaslı bir  birikimin yönlendirmesiyle  kongre yapılırsa   amaç gerçeklemiş olur.

       Hemen hiç sorgulamadan ağırlıklı olarak teknik işlere yönelen hemşirenin ve dolayısı ile hemşirelik mesleğinin bilimsel yöntemle eğitiminin yapılarak insana gerçek anlamda bakım verecek bir meslek haline gelmesini sağlayacak   iyi  niyetli  bir çabadır " hemşirelik süreci" uygulaması. 1960'ların sonunda gündeme gelmeye başlamış, bize de 1970'lerde adeta dünya yeniden keşfediliyormuşcasına büyük bir heyecanla girmiş ama ne acıdır ki bizi bir yere getirmediği gibi tehlikeli bir mecraya doğru götürmüştür, kanser gibi! .Çünkü, daha önce de açıkladığım gibi, dört yıl ezber ezber, beyinleri biçimle, sonra otur düşün, bilimsel yöntem kullan de öğrenciye. Böyle dramatik bir  çelişki olamaz. 1980'lerden bu yana bu konuyu , aklım giderek erdikçe, çalıştığım yer başta olmak üzere her mekanda dile getirdim. Ama alıcı bulamadım. Sanırım ,ilk kez sayın Enç'in  tepkisiyle bu iş başlayacak. Çünkü, sayın Enç ne diyor sonuç itibariyle "Bir konuda Sayın Ülker'e katılabilirim ne yazık ki birçok akademisyen hemşire tarafından hemşirelik süreci yeterince algılanabilmiş ve uygulanabilmiş değildir. Kanımca, hemşire adaylarını/meslektaşlarımızı nasıl birer etkili/verimli karar veren bireyler haline getirebiliriz bunun için çaba harcamalıyız. "

    Evet! Herhalde  ülkemizde hemşirelik eğitiminin her yönüyle açmazını/ gitmezini / yanlışını ortaya koymanın  ,çözüm üretmenin ve hayata geçirmenin çok geç kalmış  da olsak   zamanı geldi. 2013 ' de  THD bu kongreyi yapacak.  Hemşirelik Eğitim Derneği ile birlikte. Hazırlanalım...

    Sevgi ve saygılarımla.

    Prof. Dr. Saadet Ülker

     

     

     

     

     

     

  •  11-06-2012, 14:02 241751 Cevap 241738

    Cevap : THD Başkanı Prof.Dr.Saadet Ülker'in Hemşirelik Sürecine bakış açısı hk.

    Sayın Hocam ,katkılarınız ve önerileriniz için teşekkür ederim.

    Saygılarımla

    Prof.Dr.Nuray ENÇ

     

     

  •  11-06-2012, 18:47 241762 Cevap 241751

    Cevap : THD Başkanı Prof.Dr.Saadet Ülker'in Hemşirelik Sürecine bakış açısı hk.

     Ben henüz çiçeği burnunda bir mezunum. Çok köklü bir üniversiteden mezun değilim ancak gerçekten bu ülkenin hemşirelik alanında yetiştirmiş olduğu çok değerli bazı hocalarım ile çalışma şansım oldu. Hem mesleki eğitim hemde düşünsel anlamda bana ve arkadaşlarıma pozitif katkıları oldu. 

    Bu ön bilgilendirmeden sonra konuya gelecek olursak; evet sevgili hocalarımız çok önemli bir konuya değinmişler. Maalesef ülkemizde ilkokuldan tutunda bilim merkezleri olması gereken üniversitelere kadar eğitimin her alanında ezberci sistem yer etmiş ve toplumumuzun iliklerine kadar işlemiş durumda. Üniversite bitiren bizlerin büyük bir çoğunluğu maalesef bilimsel düşünme yöntemi ve eleştirel düşünebilme becerisini öğrenemeden mezun oluyoruz. Sonuç olarak gerek mesleğimizde gerek hayatımızın diğer alanlarında "halinden memnun köleler" oluyoruz. Çünkü köle olup olmadığımızı ayırt edebilecek kadar bile bilgi yada düşünme becerisine sahip olamıyoruz. 

    Hocalarımdan bir tanesi, bana; biz öğrencilerine atfen "bozkırda çiçek aradığını" söylemişti. Belki size biraz karamsar gelebilir ancak 4 tane üniversite görmüş bir öğrenci olarak şunu söyleyebilirim ki maalesef bu çarkın içinde erimeyen hocalarda bozkırdaki çiçekler gibiler. Evet bilimsel içerikli olması gereken dersler var ancak onlarda sonuçta ezberci sisteme teslim olmuş yada çarkın dişlilerine uymuş durumdalar. Örneğin Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ali DEMİRSOY bir söyleşisinde şu tespitte bulunuyor: "...evrim dersini anlatan kişilerin bilgi düzeyleri yeterli değil. Bu yüzden dersi geçiştirmeye çalışıyorlar. Bir kısmı da ideolojik nedenlerle farklı şekilde anlatarak evrim dersinde evrim karşıtı fikirler işliyor. Türkiye'de bu ders belki beş üniversitede hakkıyla veriliyor." Hal böyle olunca da sayın Saadet Ülker'in "kanser" söylevide cuk diye yerine oturuveriyor. 

    Sonuç olarak yazının başında belirttiğim gibi bu ülkenin ve meslektaşlarımın, biz öğrencilerine: bilim, bilimsel düşünme yöntemi, eleştirel düşünme becerisi v.b. konularda pozitif katkılarda bulunan, elini taşın altına sokan, cesur hoca ve bilim insanlarına ihtiyacı var...

    Saygılarımla...

  •  11-06-2012, 20:01 241780 Cevap 241762

    Cevap : THD Başkanı Prof.Dr.Saadet Ülker'in Hemşirelik Sürecine bakış açısı hk.

    Ben hemşirelik son sınıf öğrencisiyim. Şu döneme kadar 3 farklı üniversitenin yüksekokulunda hemşirelik bölümünü okudum. Şu  an okuduğum yüksekokul ise hayatımda bölümüm adına üçüncü...

    Bu zamana kadar 1. ve 2. üniversitelerimi tamamen kendi isteğimle, kurulmuş bu sisteme bir tepki adına bıraktım. Öyleki derslerle, hastanede/sınavda bizden beklenenler çok farklıydı. Aldığım bütün dersler ezbere dayalıydı ve bütün sınavlara sadece geçer not almak için çalışmanın ne bana ne de akademisyenlik planlarıma katkısının olacağını düşünmedim. Çalıştığım bütün derslere sadece öğrenmek amacıyla çalıştım ve amacıma da ulaştım. Ancak benim ulaştığım noktanın hocalarımın sınav sistemlerinde pek de bir ehemmiyetinin olmadığını görmek beni hep şaşırttı! Bizi ezberci eğitime sevk etmenin ,özellikle bizim mesleğimiz gibi insan hayatı ile ilgili dallarda öğrenim görenlere ket vurduğunu, hızlı karar vermek ve doğru olanı yapmayı engellediğini, hiç biz zaman  fikirlerimi saklamadan söyledim. Çünkü birilerinin birşeyler yapması gerektiğine olan inancım bu durumlardan dolayı kat kat arttı. Hocalarımdan aldığım geribildirimler ise daha şaşırtıcıydı! Ama hiç bir şey beni bu ve bunun gibi birçok konuda(alanda kabul görmemek, okulda bize söylenen rolümüze karşın hastanede ki rolümüzün uyuşmaması vs.) hiç bir zaman fikrimi söylemekten çekinmedim.

    Bunca zaman içinde bu alanda karşıma çıkan çok kıymetli hocalarımda olduğu için yine de çok şanslıyım. Bu vahim gidişatı ortadan kaldırmak için yalnız olmadığımı görmek beni sevindiriyor. Zira üniversiteler bilim yuvalarıydı! Özgür düşünce merkezleri olmalıydı... Ne yazıkki fikirlerin ufacık bir imasına dahi tehditlerle cevap verilebildiğini gördüm.

    Umarım bu kez gerçekten hemşirelik alanında herkesin tepkisi ve düşünceleri  ortaya koyulabilir. Ezberci sistemin üzerimizdeki o ezici ve kısıtlayıcı ağırlığı kalkarsa, mesleğimizle ilgili bir çok duruşun değişeceğine olan inancım mevcuttur. Eğitim sisteminde; ezber ve hastane alanındaki yetersizlik çatışması ile hemşirenin rolü ve konumuna yönelik çatışma düzeltilebilirse, adayı bulunduğum mesleğim adına doğru bir adım atılmış olacağı kanısındayım.

    Sonuç olarak; bu durumun temelinde öğrencinin köreltilmesine bir 'DUR!' denilmesi taraftarıyım.Üniversiteler; bilim merkezleridir, bilimsel düşüncenin öğretilmesi gereken yerlerdir ve mesleğin en başında yani eğitim aşamasından başlayarak öğrencilerin fikirlerini özgürce söylemesine fırsat verilmesi gerekilen bu yerlerde öğrenciler köreltilmemeli aksine ortada bir sorun varsa eleştirmeye/ tartışmaya teşvik edilmelidir.

    Saygılarımla... 

RSS haberlerini XML olarak görüntüle