Hemsireyiz.Biz : Türkiye'nin hemşirelik sitesi
Hemşire Forumları | HEMŞİREYİZ.BİZ

86,370 hemşire olduk

şunda ARA

Bir hemşire anayasada neleri görmek ister?

Son Mesajınız 25-02-2013, 0:56 gungor tarafından gönderildi. 0 yanıt.
Mesajları Sırala: Önceki Sonraki

  •  25-02-2013, 0:56 248388

    Bir hemşire anayasada neleri görmek ister?

    http://www.zedhaber.com/yazar/bir-hemsire-anayasada-neleri-gormek-ister--567.html

    Bir hemşire anayasada neleri görmek ister?

    Anayasa, sadece parlamentoda grubu bulunan ülkelerin anayasası değildir.

    Anayasa, parlamentoya temsilci gönderememiş siyasi partilerin de, ülke içinde kurulmuş demokratik kitle örgütlerinin de ve tüm vatandaşların da anayasasıdır.Anayasa seçkin bir kitlenin değil tüm halkın anayasasıdır.

    Peki, çağdaş ,insanı ön plana alan bir anayasanın içeriği ne olmalıdır?

    Bu toplumda yaşayan, sağlık çalışanı bir birey olarak anayasa nasıl yapılır,içeriğinde neler olur bilemem.

    Ama her çağdaş,demokratik anayasa gibi Türkiye’nin Yeni Anayasası da özgürlükler olarak anılan vazgeçilemez, devredilemez, özüne hiçbir biçimde dokunulamaz; uluslararası bildirgelerde ifadesini bulan hak ve özgürlükleri mutlaka içersin istiyorum.

    Bu şu demek oluyor ki her şeyden önce bu toplumda yaşayan bir birey olarak özgür olmak ve özgür hissetmek istiyorum.Aynı zamanda özgürlüğümü yazılı ve sözlü olarak da ifade edebilmek istiyorum.Bu özgürlüğün sözde kalmamasını, ekonomiden eğitime,sağlıktan adalete her alanda olmasını istiyorum.

    Özgür ve demokratik bir ortamda insanca yaşamayı,en anlamlı şekilde kendimi geliştirebilmeyi,insanca koşullarda çalışabileceğim ortamlar olsun istiyorum.Bu hakkın verilmiş gibi görülüp ama tehdit altına alınmış olmasını istemiyorum.

    Sözleşmeli,taşeron gibi farklı farklı pozisyonlarda istihdam edilmek ,emeğimin karşılığını alamamak,yasal mevzuatımın yok sayıldığı görmek ,iş garantimin olmadığı bilmek,yarınımın ne olacağı endişesi içinde yaşamak istemiyorum.

    Çalışma barışının olduğu,evrensel insan haklarımın korunduğu,iş güvencemin olduğu,kamu görevimi kamu yararına ilkesi doğrultusunda hak ve adaletin esas alındığı ve adil olarak yöneticilerimizin seçildiği ortamlarda,insani onurum ve mesleki ilkelerim zarar görmeden,kendimi özgürce ifade edebileceğim ve bundan da zarar görmeyeceğim ortamlarda ,ötekileştirilmeden çalışmak istiyorum.

    Devletin, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri almasını,uygulamasını ve denetlemesini istiyorum.

    Örneğin A hastanesinde 100 nitelikli sağlık personeli,sağlık personeli olarak istihdam edilmesine rağmen alanı dışında vasıfsız eleman olarak çalıştırılırken,B hastanesinin yeterli sağlık personeli olmadığı için tükenme noktasına gelmesine ve idareciler ile çalışanların mevcut duruma karşı sessiz kalmamalarını istiyorum.

    Sessiz kalmasınlar ki dağılımındaki dengesizliğin görülemediği,personel istihdamının adil şekilde yapılamadığı gerçeğinin göz ardı edilerek, personel sıkıntısı var denilip yurtdışından yabancı hemşire,yabancı doktor getirilmesin istiyorum.

    Bu şekilde emeğim ucuz iş gücü haline getirilmesin istiyorum..Bu milletin evlatları olarak bizim olan hakların bizim evlatlarımıza tanınmasını istiyorum.

    Görevin gerektirdiği niteliklere sahip olmayan,kamu yararını gözetemeyen,adaletli olduğunu iddia edip de adil olmayan, halka hizmetin Hak’a hizmet olduğunu bilmezden gelen,liyakati uygunsuz,ömür boyu yönetici olması garantilenmiş,kariyersiz ve haksız yollarla dayatılarak göreve getirilen idareciler tarafından yönetilmek istemiyorum. Bir İnsan Hakkı olarak iyi yönetilme,iyi yönetim isteme hakkımı kullanmak istiyorum

    Demokratik hukuk devletinde kamu yönetiminin şeffaf ve hesap verebilir olmasını kamu idaresinin doğasında bulunan dışa ka­palılık, gizlilik, halka uzak olma gibi niteliklerin en aza indirgenmesini; şeffaf, katılımcı, halka ve çalışana hesap verebilen yönetimlerin oluşturulmasını istiyorum.



    Yönetiminde saydamlığın ve hesap verebilirliğin artırılmasında sivil toplum örgütlerinin katılımının ve işbirliğinin sağlanmasını istiyorum.

    Kamu görevlerinin idarecilerin keyfine göre değil,mevcut yasa, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olarak yürütülmesini istiyorum.Yürütülüp yürütülmediğinin denetiminin de ayrıca takip edilmesini istiyorum.

    İdarelerin yapmış oldukları kötü ve haksız uygulamalar karşısında çalışanlar tarafından açılan davalarda kanun,yönetmelik göz önüne alınmayarak ‘’idarenin takdir yetkisi denilip,idare zorlanamaz denilebiliniyorsa’’idare mahkemeleri neden vardır diye sorgulanmasını,işe yaramayan bu kurumların kaldırılmasını istiyorum.

    Kamu hizmet alanında halka hizmet üretmek yerine, kamu yöneticisine hizmet edilmesini ve marifetmiş gibi bu işi yapanların taltif edilmelerini, görmek istemiyorum.



    Sivil toplum kuruluşları mutlaka olmalı.Ama sendika ve derneklerin siyasetin bir parçası olarak,siyasetin güdümünde hareket etmelerini istemiyorum.

    Sendikal mücadele; çalışanların pasif bırakılarak, sadece birkaç yöneticinin aktifleştiği,zenginleştiği,makam sahibi olduğu , çalışanlar adına ise göstermelik hak savunuculuğu değildir.

    Sendikalar üyeleri adına, bugün ve gelecekte daha insanca, daha iyi koşullarda çalışıp, yaşayabilmeleri için uğraş versinler istiyorum.

    Sendikaların; çalışan üzerinde sahipleriymiş gibi her türlü hakka sahip olduğu düşüncesini taşımasını,

    Personel istihdamıyla uğraşmalarını,

    Başta kendilerine olmak üzere taraftarları için makam peşinde koşmalarını ve makamlara oturmalarını,

    Dün mesai arkadaşlarımken,bugün sırf sendikacı oldukları için aniden başımıza amir olarak gelip haksız yere söz sahibi olmalarını ve diyet ödemek için sendikaya üye toplamak adına idari güçlerini kullanmada yarışmalarını,

    Yöneticilerin atanmalarında etkili olmalarını ve gölge yöneticilik yapmalarını,

    Personelin tayin ve yer değişikliği işlerini sıkı sıkıya takip etmelerini,

    Karşı sendikadan olanlara hayatı çekilmez kılmalarını,taraf olmaları halinde rahat edebileceklerinin mesajlarının verilmesini,

    Üyelerini ve diğer çalışanları belli kişi ve kurumlara karşı ahlak dışı yöntemlerle kışkırtmalarını,

    Sendikal üyeliği arttırma uğruna hiç ilgisi olmaması gerekirken mesleki eğitimlerde mesleki yozlaşmaya sebep olmalarını,

    Yetkili sendika olabilmek için her türlü kirli oyunun mübah görülmesini,

    Amaçlarını unutarak kendilerine ve yakınlarına makam mevki peşinde koşmalarını ve sahip olmalarını,

    Hiç kimsenin sendikaya üye olmaya, üye kalmaya, üyelikten ayrılmaya zorlanmaması gerekirken aksi halde davranmalarını,

    Yıpranma payımın olmamasına,ek ödeme kat sayımın düşük olmasına,çalışma ve emeklilik koşullarımın düzeltilmesi yerine,toplumun geneli için değil de belli kimse ve zümreler adına çalışmalar yürütmelerini istemiyorum.

    Lisans mezunu bir öğretmenin haftada 20 saat çalışarak aldığı maaşı, yüksek lisans mezunu bir hemşire olarak haftada nöbet hariç 40 saat çalışarak dahi neden en az onlar kadar maaş alamayışımın cevabını verebilecek,hesabını sorabilecek sendikalar olsun istiyorum.

    Ziraat mühendisinin hayvandan hastalık geçebilir riski ile riskli grup sayılarak tazminat aldığı ülkemde,yüzlerce KKKA,domuz gribi,Hepatit v.b hastalıktan ölen sağlık çalışanı varken risk tazminatını biz neden alamıyoruz, hiçbir uluslararası norma uymayan saatlerde, zamanlarda ve zeminlerde çalıştığımız halde neden yıpranma payı yok ve neden erken emekli olamıyoruz diye hak arayan, lafta değil iş başında olan sendikacılar görmek istiyorum.



    Derneklerin ise ilgili olduğu konuda faaliyetlerde bulunmasını ve işini özgürce,korkutulmadan,sindirilmeden yapabilmelerini istiyorum.

    Tüm meslek örgütlerinin olmasını,kendi mesleki çalışmalarını ve denetimlerini rahatça yapabilmesini istiyorum.

    Her insan eğitim hakkına sahiptir ve anayasal güvencesinin olması gerekir.Bu nedenle insan kişiliğinin tüm yönleriyle gelişmesinde çok önemli bir faktör ve insanların kendilerini gerçekleştirmeleri ve özgürleşmeleri ile doğrudan ilişkili bir süreç olan eğitimin, temel bir insan hakkı olarak parasız olmasını ve devlet eliyle verilmesini istiyorum.

    Bugün Türk toplumunun en önemli sorunları arasına maalesef niteliksiz eğitim de girmiştir. Her şeyin başı olan eğitim, bir ulusun gelişmesindeki en önemli unsurdur. Anayasal hak olarak görülüp mevcut haliyle istismar edilen ve eğitimin temel biçimlerinin bozulmasına neden olan, bu haliyle de eğitimin ciddi emek verilmesi sonucu yapılması gerektiği gerçeğini ortadan kaldıran eğitim biçimlerinin devam ettirilmesini istemiyorum.



    Yozlaşma; bir şeyin gerçek niteliklerinden uzaklaşması ya da uzaklaştırılması, özünden ayrılmasıdır. Günümüz Türk toplumunda başta mesleki olmak üzere eğitim sistemimiz bu durumla karşı karşıyadır. Mevcut eğitim öğretim süreci içerisinde;

    Etkili öğrenme-öğretme süreci için gerekli ortamlar oluşturulmadan,analiz ve sentez yapma yeteneğinden yoksun eğitimcilerle,plansız ve kontrolsüz bir biçimde yeni mesleki eğitim alanlarının açılmasını ,ülke ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bu eğitim sisteminin içinde bilimden uzaklaşarak diplomaların parayla satın alınmasını istemiyorum.



    Kolaylıkla herkese para karşılığı hemşirelik ya da diğer mesleklere ait diplomaların dağıtılmasını istemiyorum.Bu yolla yapılan eğitim istismarının önlenmesi ve mesleklerin korunmasının anayasal teminatla güvence altına alınmasını istiyorum.

    Diğer mesleklerde de olduğu gibi biz hemşireler de, mesleğimizin tanımında yer alan görev ve sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için yıllardır mücadele verdik,veriyoruz.Bu güne kadar kazanmış olduğumuz hakların ,bizlere dahi sorulmadan elimizden alınmasını istemiyor,diğer tüm meslekler gibi mesleğimizin ve mevcut yasal mevzuatımızın aktifleştirilerek korunmasının anayasal güvence ile teminat altına alınmasını istiyorum.

    Sözleşmeli ya da taşeron şirket adına güvencesiz bir sistemde çalıştırılmak,

    Çocuk yaşta mesleğe atılmak,

    Hemen hemen hiçbir uluslararası norma uymayan saatlerde, zamanlarda ve zeminlerde çalışmak ve buna rağmen en az ücreti almak istemiyorum.

    Ciddi ve sorumluluğu ağır olan meslek gruplarına çocuk yaşta binlerce insanın alınmasını ağır ve tehlikeli işlerin icra edildiği yerlerde çocuk yaşta çalışmaya başlamasının çocuk istismarı kapsamına alınmasının sağlanmasını ve bu durumun fiziksel ve psikolojik yaralar açılmasına sebep olmadan önlenmesini için de anayasa ile güvence altına alınmasını istiyorum.

    Henüz 17 sinde bir çocuk olarak mesleğe başlayan çocuk hemşirenin duygularından bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.

    “.........Erken yaşta daha onyedim de hemşire olmuştum. Aman ne güzel! Mahalleli pek imreniyordu. Para kazanacak, ailemin geçimine de destek sağlayacaktım.

    Kazai rüşt kararı alındı ve işe başladım. Artık bir mesleğim ve sorumluluklarım vardı!

    Taşrada bir okuldan mezundum. Okul hayatım boyunca adını bile duymadığım bir klinikte çalışıyordum. Oryantasyon eğitimi de yoktu. Usta çırak usulüyle işimizin ehli olabilirdik. Biz yetenekli çocuklardık!

    Yaralılar, travmalar, ölümler... Sanki korkunç bir kabusun içinde yaşamaya başlamıştım. Eve geldiğimde uyumak dinlenmek istiyordum. Fakat uykudan da kan ter içinde uyanıyordum...

    Nöbetlerimde bebekler ölüyordu, babalar ölüyordu, anneler ölüyordu... .Acaba benim bir hatam, bir ihmalim var mıydı?”……….

    Yoksulluk; çocuk işçiliğinin nedeni olduğu kadar sonucu olarak da gözlenmektedir.Bu nedenle anayasada yoksullukla mücadele ile ilgili önlemlerin de teminat altına alınmasını istiyorum.

    Çalıştığım her ortamda toplumdaki herkese optimal düzeyde ,eşit,ulaşılabilir,güvenilir, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti sunmak istiyorum.

    Yaşadığım toplumda ulaşılabilir sağlık hizmetleri sayesinde herkesin olabildiğince sağlıklı olmasını ve sağlıklı olarak yaşamlarına devam etmelerini istiyorum.Bu nedenle Sağlık politikalarının oluşturulması için sadece Sağlık Bakanlığının değil ilgili tüm bakanlıkların ve sağlık mensuplarının temsilcilerinin de görüşlerinin alınmasını çoğulcu,katılımcı demokrasinin gereği olarak istiyorum.


    Her Türk vatandaşı gibi onurumla çalışmak ,işsizlik tehdidi olmadan iş garantimin olduğunu bilmek ve geleceğe güvenle bakarak yaşamak istiyorum. Taşeronlaşma sözleşmeli çalışma gibi güvencesiz çalışma biçimlerini kendim ve toplumun huzuru ve refahı adına istemiyorum.

    Her 3 saatte 1,bir kadının töre başta olmak üzere çeşitli nedenlerle şiddet gördüğü ülkemde kadın olarak yaşam hakkımın anayasal olarak garanti altına alınmasını istiyorum.

    Yeni anayasa hakkında katılımcı ve çoğulcu demokrasinin gereği olarak tüm sivil toplum örgütlerinin ve yanı sıra Türk Hemşireler Derneğinin de yazılı olarak fikrinin alınmasını istiyorum.


    Bütün bu söylediklerimin,bütün bu istediklerimin nedeni ne acaba diye sorabilirsiniz.Ben de sordum kendime ve şu gerçekle yüzleştim.

    16 yıldır aktif olarak yurdumun çeşitli illerinde hemşirelik yapan bir memurum ,Türk Hemşireler Derneği Konya Şubesinin Başkanıyım, 2 ayrı derneğin daha yönetim kurulu üyesiyim, farklı dönemlerde olmak üzere 2 ayrı sendikanın yönetim kurulunda aktif olarak görev yaptım, 4 eğitim-öğretim yılı süresince mesleki alanımda öğretim görevlisi olarak çalıştım,bir çok hayır kuruluşunda gönüllü olarak çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum, sosyal sorumluluk projeleri üretiyorum ve yürütüyorum,22 yıllık evliyim,1 oğlum var ve 42 yaşındayım.Tüm yaşantım ve meslek hayatım boyunca edindiğim tecrübeler sonucu süzdüklerimi maalesef şu cümleyle özetleyebiliyorum:


    ‘’Ben bu toplumda bunları,yani az önce sıraladıklarımı yeteri kadar bulamıyorum.’’


    Hz. Ömer ‘Adalet Mülkün Temelidir’’diyor,güçlünün değil haklının korunduğu adil bir yeni anayasa ile beklentilerimize kısa zamanda kavuşmak ümidi ile teşekkür ediyorum.

    Canan GÜNGÖR

    THD Konya Şubesi Başkanı

     


    BiRlİkTeN KuVvEt DoĞaR
RSS haberlerini XML olarak görüntüle