79,540 hemşire olduk

hemsireyiz.biz
şunda ARA
.

oksijen tedavisi(bi bakın isterseniz)

Son Mesajınız 13-12-2013, 12:16 DrNuran tarafından gönderildi. 3 yanıt.
Mesajları Sırala: Önceki Sonraki

  •  01-02-2009, 18:40 94583

    oksijen tedavisi(bi bakın isterseniz)

    BU KONU DÖNEM ÖDEVİMDİ HEM AYNI KONULARI ARAYANLARA YARDIMCI OLMAK İSTEDİM HEMDE ÖDEVLE İLGİLİ YORUMLARINIZI VE ÖNERİLERİNİZİ ALMAK İÇİN EKLEDİM..

    UMARIM BU KONUYU ARAYANLARADA YARDIMCI OLMUS OLURUM..

     OKSİJEN  TEDAVİSİ

    Hücrelerde normal kimyasal reaksiyonların oluşabilmesi için gerekli maddelerin en önemlisi, şüphesiz dolaşım sistemi tarafından hücrelere ulaştırılan oksijendir.Dokuya yeterli O2 sunumu ve aerobik metabolizmanın sürdürülmesi ise, 

    ·         ventilasyon,

    ·         arterial oksijenasyon,

    ·         oksijen sunumu,

    ·         dokunun kandan O2 alımı ve aldığı oksijeni kullanma yeteneğini içeren dört işlemin normal olması halinde mümkündür.

    Dokulara yeterli oksijenin taşınmasını gösteren faktörler;

    ·         PaO2: Plazmada dağılmış olan O2 miktarıdır. Normal değeri; 80-100 mmHg dır. Vücuttaki toplam O2  miktarının %2-3’ünü gösterir.

    ·         SaO2: O2 satürasyonu, hemoglobinin O2 ile doyma yüzdesini gösterir. Normal değeri; %95-%100’dür. Vücuttaki toplam O2’nin %97-%98’ini gösterir.

    ·         Hb: Oksijenin vücutta taşınmasını sağlar. Normal değeri 12-14 gr dır.  

    ·         Kardiyak output: Kalpten bir dakikada atılan kan miktarıdır. Normal değeri 4-8 L/dk.

     

    Oksijen tedavisinin temel amacı solunan havadaki O2 konsantrasyonunu arttırmaktır. Hastanın solunumunun rahatlatılması ve yeterli doku oksijenasyonunun sağlanmasıdır.

     

     

    1)OKSİJEN UYGULANMASI GEREKEN DURUMLAR

    Solunum veya kalp durmasında ( kardiyopulmoner arrest ) uygulanacak TYD(Temel Yaşam Desteği),  normal dolaşımın(kardiyak out-put’un) ancak % 25-33 ünü sağlayabilecek kadar etkin olabilmektedir. Bu nedenle yüksek yoğunlukta verilecek oksijen hastanın yaşama şansını artıracaktır.

    Kalp krizi ve ani bilinç kayıpları; kanın kalbe veya beyne gidişinin herhangi bir nedenle engellenmesi sonucu ortaya çıkan bu acil durumlarda, oksijen tedavisinin yaşamsal önemi vardır.

    Şok; kalp-damar sistemindeki (kardiyovasküler sistem) dolaşımın, herhangi bir nedenle yetersiz kalması nedeniyle, yaşamsal dokuların yeterince kanlanamamasıdır. Bütün şok olgularında, dokulara ulaşan oksijenlenmiş kan miktarı azaldığından, oksijen tedavisi ile dokuların oksijen gereksinimi en üst düzeyde karşılanabilir.

     Kan kaybı; ister iç kanama isterse dış kanama olsun, dolaşan kan ve alyuvar miktarı azalacağından dolaşımdaki doymuş oksijen miktarı da azalacaktır; oysa kanın oksijene doymuş olması gerekir. Bunun için, dışarıdan oksijen desteği gereklidir.

    Akciğer hastalıkları; akciğerler solunan oksijenin, kana ve dokulara ulaşmasından sorumludur. Eğer akciğerlerin, herhangi bir nedenle ( pulmoner ödem, amfizem  vb.) görevlerini yapmaları güçleşirse, oksijen desteği ile bu sorun hafifletilerek, dokuların yeterince oksijenlenmesi sağlanabilir.

    Kemik kırılmaları, kafa yaralanması, ve diğer yaralanmalar; birçok acil durumda oksijen tedavisine gerek olmayabilir. Ancak, vücudun tüm sistemleri işbirliği içinde çalıştıklarından, herhangi bir yaralanma şoka neden olabilir. Şok durumunda ise tüm vücut etkilenir, dolayısıyla dışarıdan oksijen desteğine gereksinim vardır.

    Hipoksi; dokuların yeterince oksijenlenememesidir.Anoksi dokuların tamamen oksijensiz kalmasıdır.  Hipoksiye neden olan bir çok sebep vardır:

           Kişi yangın olan ortamda kalmışsa, duman soluyacak ve oksijensiz kalacaktır. Yetersiz oksijen nedeniyle de hipoksi gelişecektir.

           Hasta amfizemli ise, bu akciğer hastalığı, oksijenin atmosferden dolaşıma geçişini zorlaştırır. Dolayısıyla akciğerler görevlerini yeterince yapamadıklarından hipoksi gelişir.

           Aşırı doz uyuşturucu (veya ilaç) alınmışsa, bu durumda hastanın solunum sistemi baskılanır. Hastanın solunum hızı dakikada 5’ e kadar düşebilir. Hasta yeterince soluyamadığı için vücudun oksijen desteğine gereksinimi vardır.

           Hasta kalp krizi geçiriyorsa; akciğer görevini  yerine getirmesine rağmen, kalp hasarı nedeniyle oksijenlenmiş kan vücuda pompalanamamaktadır. Dolayısıyla da hipoksi oluşmaktadır.

    Ayrıca felç, şok ve diğer bazı durumlarda da hipoksi gelişebilir. Hipokside  önemli  olan, bulguların hemen tanınması ve anında müdahale edilmesidir. Hipoksi tanısı, derideki siyanoz ile konabilir. Eğer beyinde hipoksi gelişmişse, hastanın bilinç düzeyi  bozulur. Taşikardi, huzursuzluk veya konfüzyon görülebilir.

    2)OKSİJEN  TEDAVİSİNİN  KOMPLİKASYONLARI

    Oksijenin  zararları nadiren  görülmektedir. Çünkü, oksijenin olumsuz etkileri, uzun süre ve yüksek yoğunlukta  oksijen verildiğinde ortaya çıkar. Bunlar:

     Oksijen zehirlenmesi yada hava kesesi kollapsı - Bazı hastaların akciğerleri, oksijen verildiğinde veya yüksek yoğunlukta uzun süre oksijen verildiğinde, istenmeyen tepki gösterirler. Aşırı miktardaki oksijene tepki olarak akciğer aktivitesi azalır veya hava kesesi kollapsı ( atelektazi ) gelişir.

    Yenidoğanda  körlük - Şayet  yenidoğan bebeğe çok yüksek konsantrasyonda oksijen verilirse, kandaki  yükselen oksijen seviyesi sonucunda bebeğin lens tabakasının arkasındaki dokuda skar ( retrolental fibroplazi) oluşur ve kalıcı körlüğe neden olur.

     Solunumun baskılanması ( depresyonu ) veya solunumun durması ( arresti) - Bu durum özellikle kronik bronşit, amfizem, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ( KOAH ) olan hastalara, uzun süre ve yüksek yoğunlukta oksijen verildiğinde görülebilir.

    KOAH olan hastaların özellikleri vardır: Bu hastalar sürekli hipoksiktirler. Dolayısıyla bu hastalarda karbondioksit seviyesine tolerans gelişmiştir ve hastada solunum gereksinimi, karbondioksit yerine oksijen seviyesi ile ayarlanmaktadır. Oksijen verildiğinde, kandaki oksijen seviyesi yükseleceğinden beyne, solunumun azalması veya durması, yönünde sinyaller gidecektir. O nedenle, KOAH’ lı hastalarda oksijen verirken dikkatli olmak gerekir.

     

     

    Hafif belirtilerde: - Normal yaşam bulguları

                                - Cümle kurarak konuşabilme               2-4 litre/dakika oksijen, 

                                - Solunum seslerinin iyi olması                        nazal kanül ile

    Orta derece ağır belirtilerde:

                                - Solunum sayısı dakikada 24 ün altında

                              - Kısa cümle kurabilme                           % 50 yoğunlukta oksijen

                              - Solunum seslerinde azalma                         venturi maske veya eşdeğeri ile

    Şiddetli KOAH belirtilerinde:

                               - Solunum sayısı dakikada 24 ün üstünde

                               - Güçlükle konuşma                                8-15 litre/dakika oksijen,

                               - Bilinç düzeyinde değişmeler                        geridönüşsüz torbalı maske ile

                               - Solunum seslerinde duracak kadar azalma                                                                                           

     

     

     3)OKSİJEN   TEDAVİSİ  ARAÇ  GEREÇLERİ

    A)Solunumu  olan  hastaLARda  kullanılabilecek araçlar:

    Nazal   kanül - Düşük yoğunluklu ( % 24 - 44  oranında ) oksijen vermek için kullanılır. İki tane burun deliği çıkıntısı olan ince bir hortum şeklindedir. Bu çıkıntılar burna yerleştirildikten sonra, hortum kısımları kulak arkasından geçirilerek , çene altında birleştirilir. Nazal kanül  genellikle tıbbi acili olan, ancak distreste (sıkıntı)olmamasına rağmen, oksijenle rahatlayacağı düşünülen hastalarda kullanılır. Bir de rahat nefes almasını engellediği için maske kullanamayan hastalarda tercih edilir.  Nazal kanül kullanıldığında verilecek oksijen miktarı  dakikada 4 - 6 litreden fazla olmamalıdır. Aksi halde hastayı rahatsız eder. KOAH olan birçok hasta evinde nazal kanül  kullanmaktadır. Evde dakikada 1-2  litre olarak kullanılırken,  hastanede  bu miktarı  2-3 litreye yükseltilebilir.

     

     

     

    Basit  maske - Yumuşak, şeffaf,  plastik maskedir. Orta yoğunlukta ( % 35 - 60 oranında ) oksijen vermek üzere kullanılır. Bebekler için kullanılan basit maske, stoması(küçük açıklık) olan hastalarda kullanılabilir. DİKKAT: Dakikada  6 litreden az verilmez.. Örneğin, dakikada  1 litre verildiğinde, hasta havada bulunandan daha az oksijen alacaktır, çünkü maskede karbondioksit birikecektir.

     

     

    Partial  rebreather mask ( kısmi geri dönüşlü maske ) - Bir basit maske ve ona bağlı şeffaf torbadan (rezervuar) oluşmaktadır. Maske ile torba arasında iki yönlü hava geçiren bağlantı tüpü vardır. Bu maske hastanın yüzüne doğru yerleştirildiği  zaman işe yarar. Önce, oksijen torbaya bağlanır sonra maske hastanın yüzüne takılır. Torbaya doldurulan oksijenin miktarı, hasta soluduğunda torbanın üçte ikisi  dolu kalacak kadar olmalıdır. Çünkü hastanın verdiği soluk torbaya dolacak, torbanın içindeki oksijenle karışacak ve oksijen yüzdesi hasta soluk alırken, verdiği soluğa yakın olacaktır. Dakikada  6 - 10 litre arasında bir akış hızı ile verildiğinde, yoğunluğu  %  35 - 60 arasında değişen oksijen sağlar.

     

     

     

    Nonrebreather mask ( geri dönüşsüz maske ) -Bir maske ve şeffaf torbadan oluşmaktadır. Geri dönüşlü maskeden farkı, maske ile torba arasındaki bağlantı tüpü tek yönlüdür, dolayısıyla sadece torbadan hastaya geçiş vardır. Maske hastanın yüzüne yerleştirilmeden önce torbası oksijen ile doldurulmalıdır. Torbaya doldurulacak oksijen miktarı, hasta en derin soluğunu aldığında bile torbanın üçte ikisi dolu kalacak şekilde olmalıdır. Bunun amacı oksijen akış hızını düzenlemektir. Zira, bu maske tek yönlü olduğundan hastanın verdiği soluk torbaya gitmez, sadece torbadan hastaya oksijen gider. Hastanın verdiği soluk, maske kısmında bulunan deliklerden dışarı çıkar. Dakikada 12- 15 litreye kadar ( %  99 yoğunlukta ) oksijen verilebilir. Bu maske özellikle hipoksi  veya şokta olan hastalarda kullanılır. KOAH’ nda kullanılmamalıdır ( solunum durması hariç ).

    Venturi  maske - Düşük yoğunlukta ( %  24 - 50 oranında ) oksijen vermek üzere, özel olarak geliştirilmiş maskedir. Basit maske ve oksijeni aktarmak üzere değişik oranlarda oksijen geçişine izin veren değişik renkli adaptörlerden oluşmaktadır. Adaptörler, hastanın verdiği soluğun bir kısmının dışarı çıkmasına olanak sağlarken, diğer kısmının tüpten gelen oksijenle karışarak hastaya verilmesini sağlar. Böylece sürekli ve aynı yoğunlukta oksijen verilmiş olur. Venturi  maske özellikle hafif solunum sıkıntısı olan KOAH ‘ nda  kullanılmaktadır.Hastaya çok düşük yoğunlukta oksijen verilmek istendiğinde nazal kanül veya venturi maske kullanılmaktadır. Acil tıp hizmetlerinde, çoğunlukla geri dönüşsüz maske ( nonrebreather mask) kullanılmaktadır

    .

     

     

    B)Solunumu  olmayan  hastalarda kullanılabilecek araçlar

    Cep  maske ( pocket  mask) - Bu maske hastanın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir.Maskenin üzerinde bulunan yukarı doğru çıkıntı oluşturan delikten soluk verilir. Birçok cep maskesinde, ilave oksijen vermek için bağlantı  yerleri vardır. Ve suni solunum esnasında, dakikada  10 litrelik bir akış hızı ile hastaya  % 50 yoğunlukta oksijen verilebilmektedir. Cep maskesi kullanım kolaylığı nedeniyle, alanda en çok tercih edilen bir maske türüdür. Hastanın yüzüne yerleştirildikten sonra, iki elle maske yerinde tutulmaya çalışılır.

    Balon maske sistemi (Bag - valve mask, ambu  maske) - Solunumu durmuş olan hastaya kuvvetle hava vermek için kullanılır. Bir maske ve bağlantıda olduğu balon şeklindeki torbadan oluşmaktadır. İlave oksijen vermek için bağlantı yeri vardır ve dakikada  15 litrelik bir akış hızı ile, hastaya  %  90  yoğunlukta oksijen verilebilir. Maske soluk alamayan hastanın yüzüne, tepe kısmı burun kemiğine alt kısmı  alt dudak ile çene çıkıntısı arasındaki girintiye gelecek şekilde yerleştirildikten sonra, bir el ile maske yüzde tutulmaya çalışılırken diğer el ile balon kısmı belirli aralıklarla sıkılarak hastaya hava verilir. Ambu maske, yaşamını sürdürebilmesi  için, solunumu yetersiz olan hastalarda, solunumu desteklemek üzere kullanılabilir.

    UYARI: Ambu maske kullanımı kolay olmayan bir maskedir.Eğer maske yüze doğru yerleştirilmezse veya balon kısmı yeterince güçlü sıkılmazsa, etkili suni solunum gerçekleşmeyecektir.

     

     

     

    Otomatik solutucular ( resüsitatörler )

    Oksijen, tüplerde basınç altında depolanır.Bazı oksijen verme araçları ile, bu basınçtan yararlanılarak hastanın akciğerlerine hava ulaştırılmakta ve suni solunum yapılmaktadır. Bu resüsitörlerin bir kısmı solunumu olan hastalarda da kullanılabilirken diğer bir kısmı sadece solunumu olmayan hastaları solutmak üzere kullanılmaktadır.

    Demand  - valve resüsitatör - Bu araç, oksijeni gereksinim doğrultusunda verir. Demand valve sistemine bağlı olan maske hastanın yüzüne kapatılır. Hasta soluk aldığında kapak açılır ve hastaya  % 100 oksijen gider. Hasta nefes verirken de oksijen akışı devam eder. Kapağın açılması ve hastanın oksijen alabilmesi için, hastanın solunumu olması gerekir.

    Positive - pressure resüsitatör ( pozitif  basınçlı solutucu ) – Düğmesine basıldığında, hastaya oksijen gider. Hastanın var olan akciğer basıncına ulaşılana veya basılan düğme eski halini alana kadar hava verme işlemi devam eder. Pozitif  basınçlı araçlar kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Her ne kadar kullanımı  bag valve maskeye göre daha kolay olsa da, basıncı azaltıcı kapakla kullanılmalıdır. Aksi halde aşırı basınç nedeniyle gastrik distansiyon veya akciğerlerde hasar meydana gelebilir.

    Multiple  - fonksiyonlu resüsitatörler ( çok amaçlı kullanılabilen solutucular) - Oksijen gücü ile çalışan bir çok solutucu, demand valve sistemi ile pozitif basınçlı resüsitatörün birleştirilmesinden oluşur. Bu resüsitatör, solunumu olan hastada demand valve maske gibi kullanılabilirken, solunumu durmuş hastada pozitif basınç vermek için kullanılır. 

    Otomatik transport  ventilatörü (OTV ) - Pozitif basınç veren solutucuların geliştirilmiş şeklidir. OTV , entübasyon tüpüne bağlanacak şekilde yapılmıştır  ve hastayı istenen hacim, basınç ve aralıkta ventile eder. OTV, ilave olarak maske ile de kullanılabilir ve  hasta solutulduğu sürece maske, iki elle yüzde tutulmalıdır. OTV kullanılırken,bir balonun sıkılması ya da bir düğmeye basılması gerekmez.Gastrik distansiyon olasılığı en aza inmiştir.

     NOT:  Demand valve veya pozitif basınç resüsitatörleri  bebeklerde ve çocuklarda kullanılmamalıdır. Aksi halde akciğer hasarı oluşabilir. Yine KOAH’ nda  kullanılması gerekiyorsa, çok dikkatli olunmalıdır.

     

    C)HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ
    Hiperbarik Oksijen Tedavisi tamamen kapalı bir basınç odasına alınan hastaya, 1 atmosferden daha yüksek basınçta, aralıklı olarak %100 oksijen solutulması şeklinde uygulanan tıbbi bir tedavi şeklidir. Hasta oksijeni basınç odasının türüne ve hastalığın durumuna göre, maskeden, başlıktan, ortamdan ya da endotrakeal tüpten alabilir.
    Hiperbarik Oksijen Tedavisinin Etki Mekanizması:

    ·         Artan basıncın direkt etkisi: Boyle- Mariotte yasasına göre, basıncın artışı sonucu dolaşım ve dokulardaki gazların hacimleri ile gaz kabarcıklarının çapları küçülür. Bu etkisinden dekompresyon hastalığı (vurgun) ile atardamar gaz embolisi durumlarında yararlanılır.

    ·         Artan oksijen parsiyel basıncının etkisi: Henry gaz yasası uyarınca; sabit sıcaklıkta bir sıvı içinde çözünen gaz miktarı, o gazın parsiyel basıncı ile doğru orantılıdır. Hiperbarik koşullarda solunan oksijenin parsiyel basıncı artacağı için, plazmada çözünmüş durumda bulunan oksijen miktarı da artar. Sonuçta 1 atmosfer basınçta hava solunurken kanın 100 ml.sinde 0.3 ml. olan çözünmüş oksijen miktarı, 3 atmosfer basınçta %100 oksijen solunduğunda 6.8 ml.ye  yükselir.
    Plazmada artan çözünmüş oksijenin etkileri ile;

    • Ödem azalır
    • Yara iyileşmesi hızlanır
    • Bakterilerce üretilen toksinler engellenir (antitoksik etki)
    • Bakteriler öldürülür (antibakteriyel etki)
    • Antibiyotiklerin etkileri artırılır.

     

    HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ UYGULAMASI
    Hastalar merkezimizde bulunan multiplace (çok kişilik) basınç odasında tedavi edilir.
    Hiperbarik oksijen tedavisi her yaştaki hasta grubuna uygulanabilir. Basınç odasına girmeden önce hastalara pamuklu kumaştan dikilmiş özel giysiler verilir. Hastalar basınç odası içerisinde yer alan koltuklarda oturarak tedavi görürler. Ancak yatarak tedavi görmesi gereken hastalar sedye ile basınç odasına alınırlar. Tedavinin ilk aşaması dalış adını verdiğimiz kısımdır. Dalış fazında hastalar ortam basıncının artması nedeniyle kulaklarında dolgunluk hissederler. Bu aşamada hastaların kulaklarındaki basıncı eşitlemek için yutkunması ya da valsalva manevrasını yapmaları gerekmektedir.

    İstenen tedavi derinliğine (basınca) ulaşıldıktan sonra hastalar kendilerine belirtilen aralıklarda maskelerini takarak oksijen; 5’er dakikalık aralarda ise maskelerini çıkarıp ortam havasını solurlar. Üçüncü aşama tedavinin bitiş kısmıdır. Bu kez tedavi derinliğinden yüzeye doğru çıkış gerçekleşir. Tedavi süresi hastalık durumuna ve şiddetine göre değişmekle birlikte genel olarak hastalar günde 1 kez ve her biri 1,5- 2,5 saat süren seanslara katılırlar. Bazı acil durumlarda günlük 4 seansa kadar tedavi yapılabilmektedir. Toplam seans sayısı ise hastalığa göre değişmektedir.

     

     

     

     

    HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİNİN KULLANILDIĞI HASTALIKLAR

    ·         Aşırı kan kayıpları

    ·         Dekompresyon hastalığı (vurgun)

    ·         Karbon monoksit, siyanid zehirlenmesi, akut duman inhalasyonu (Soba- şofben zehirlenmeleri)

    ·         Gazlı gangren

    ·         Yumuşak dokunun nekrotizan enfeksiyonları (derialtı- kas- fasya)

    ·         Yara iyileşmesinin geciktiği durumlar (Diyabetik ve non diyabetik durumlar). (Şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları).

    ·         Hava ve gaz embolisi

    ·         Kronik refrakter osteomyelit (kronik kemik iltihapları)

    ·         Kafa kemikleri, sternum ve vertebraların akut osteomyelitleri

    ·         Ani görme kaybı (Retinal arter oklüzyonu)

    ·         Ani işitme kaybı

    ·         Crush yaralanmaları, kompartman sendromu ve diğer akut travmatik iskemiler

    ·         Tutması şüpheli deri greft ve flepleri

    ·         Radyasyon nekrozları

    ·         Beyin absesi

     

    HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİNİN ENDİKASYONLARI VE ETKİ MEKANİZMASI
    Antihipoksik etki: HBOT uygulaması sırasında başta kan olmak üzere, vücut sıvı ve dokularında yüksek oranda oksijenin çözünmesine bağlıdır. Dokuda oksijen eksikliğine yol açan akut travmatik iskemiler, doku hipoksisi ile seyreden infeksiyonlar, yara iyileşmesinin geciktiği durumlar, periferik damar hastalıkları, ani işitme kaybı, retinal arter oklüzyonunda HBOT doku hipoksisini önleyerek sağaltıcı etkiler sağlar.
    Antiödem etki: Oksijenin vazokonstriktif etkisiyle total perfüzyon azalır. Ayrıca, hipoksi nedeniyle artan kapiller geçirgenlik HBOT sayesinde düzenlenir, ekstravasküler kompartmana sıvı geçişi önlenir, böylece ödem geriler.  Crush yaralanması, kompartman sendromu, reperfüzyon hasarı, beyin ödemi, yanık gibi patolojilerde antiödem etki büyük önem kazanır.
    Antitoksik etki: HBOT Clostridium cinsi bakterilerin ekzotoksin üretimini inhibe ederek gazlı gangrende yaşam kurtarıcı etki gösterir. Ayrıca başta karbonmonoksit zehirlenmesi olmak üzere siyanid, hidrojen sülfid ve karbontetraklörür zehirlenmelerinde (CO) veya yardımcı ana tedavi ajanı olarak kullanılır.
    Antibakteriyel etki: HBOT mutlak ve fakültatif anaeroblar ile mikroaerofilik aeroblar üzerine bakterisid, diğer bazı mikroorganizmalara ise bakteriostatik etkilere sahiptir. HBOT ile sağlanan yüksek düzeydeki oksijen bakterisid etkinin en önemli nedenidir. HBOT dolaylı yoldan da antibakteriyel etki sağlar; Nötrofillerin oksidatif yol ile aerob bakterileri öldürme kapasitesini arttırır, monosit ve makrofajların fonksiyonları doku oksijeninin normalleşmesiyle optimal düzeye  ulaşır. Ayrıca bazı antibiyotiklerle, örneğin aminoglikozidler fluorokinolonlar, vankomisin ve teikoplanin ile sinerjistik etki gösterir.
    HBOT’nun antibakteriyel etkilerinden infekte kronik yaralarda, gazlı gangren, Fournier gangreni ve nekrotizan fassit gibi nekrotizan yumuşak doku infeksiyonlarında, kronik osteomiyelitte, anaerobik mantar infeksiyonlarında yararlanılır.
    Yara iyileşmesi üzerine etkisi: HBOT’nun sellüler hipoksi nedeniyle bozulmuş olan yara iyileşmesi üzerine etkisi fibroblastik aktivite, kollagen üretimi ve neovaskülarizasyonun artışı, epitelizasyonun desteklenmesi, osteoblastik ve osteoklastik aktivitenin optimizasyonu ile osteogenezin artışı şeklinde özetlelenebilir. Kronik yaralarda doku hipoksisi, ödem ve infeksiyon ana patolojilerdir. HBOT’nun yara iyileşmesi üzerine etkilerinden diyabetik ayak, arteriyel veya venöz damar hastalıklarına bağlı ülserasyonlar, osteoradyonekroz, enterit, miyelit, hemorajik sistit gibi radyasyon hasarları, adriyamisin başta olmak üzere ekstravazasyonlar, kronik osteomiyelit, kaynamayan fraktürler ve aseptik nekrozlarda faydalanılır.

    HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİNİN YAN ETKİLERİ VE KONTRAENDİKASYONLARI

    Hiperbarik oksijen tedavisi sırasında en çok karşılaşılan yan etkiler, artan basınca bağlı olarak, kulak ve sinüslerde ortaya çıkabilen etkilerdir. Tedavinin dalış fazında öğretildiği şekilde kulak eşitlenmesi ve nezleli durumlarda tedaviye ara verilmesi ile bu yan etkilerin önüne geçilebilir.
    Çok ender olmakla birlikte oksijen toksisitesi, kapalı yer fobisi ve tedavi bitiminde düzelen myopi de olası diğer yan etkilerdir .Hiperbarik oksijen tedavisi için en önemli kontrendikasyon tedavi edilmemiş pnömotorakstır. Ayrıca
    KOAH, konjestif kalp yetmezliği, ağır aritmiler ve sedatiflerle kontrol edilemeyen klostrofobi,yüksek ateş,bazı antikanser ilaçlarda kontraendikedir.

     

     

     

     

     

     

    Hiperbarik ortamda ameliyat yapılabilen  özelliklere sahip üretilmiş basınç odası

     

     

     

     

     

    4)Oksijen tüpü ile çalışırken dikkat edilmesi gereken unsurlar

    ·         Tüpü asla düşürülmemeli veya bir şeyin üstüne düşmesine fırsat verilmemelidir. Oksijen tüpünün emniyetli bir şekilde bağlandığından veya yerleştiğinden emin olunmalıdır.

    ·         Güvenliğini sağlamadan oksijen tüpü asla ayakta tutmamalıdır.

    ·         Oksijen kullanılan çevrede asla sigara içmemelidir.Oksijen araç gereçlerinin bulunduğu yere (Oksijen Var - Sigara İçilmez, gibi ) uyarıcı levha asılmalıdır.

    ·         Oksijen araç ve gereçlerinin çevresinde ateş kullanılmamalıdır.

    ·         Oksijen tüpü ile ilişkisi olan gereçlerde motor yağı, petrol ürünü veya yağlı sabun asla kullanmamalıdır.

    ·         Oksijen tüpünün dış kısmını  veya oksijen vermek için kullanılan araç gereçleri  etiketlemek veya korumak üzere,  asla  yapışkan bant ( adhesive tape ) kullanmamalıdır. Çünkü oksijen yapıştırıcı ile reaksiyona girerek, yangına neden olabilir.

    ·         Oksijen tüpü  yan yatırıp yuvarlayarak veya dibinden sürükleyerek asla  kullanmamalıdır.

    ·         Her zaman basınç düzenleyici, akım ölçer ve tüpler  önerildiği şekilde kullanılmalıdır.

    ·         Her zaman  vananın doğru yerleştirilmiş olduğundan emin olunmalıdır. Böylece kaçaklar önlenebilecektir.

    ·         Her zaman tıbbi amaçlı oksijen kullanmalıdır, oksijen beş yıldan eski olmamalıdır. Sanayi oksijeni kirlidir.

    ·         Her zaman oksijen tüplerini serin, havalanan bir odada önerilen emniyetli koşullarda saklanmalıdır.

    ·         Her zaman oksijen tüplerini hidrostatik açıdan kontrol ettirilmalidir.  Bu kontrol  her 5 yılda bir yapılmalıdır.

    Basınç  düzenleyiciler ( regülatörler):  Oksijen tüpündeki basınç, hastaya oksijen vermek için çok yüksektir. O nedenle basıncı düzenlemek üzere, göstergeli düzenleyiciler kullanılır. Regülatör, tüpe tam oturtulmalıdır. Gevşek yerleştirilmiş bir regülatör, tüpü öldürücü  füzeye dönüştürebilir. İki çeşit regülatör vardır: 1- Tek yönlü, 2- İki yönlü, olmak üzere. Tek yönlü olanlar demand valve ile kullanılmaya daha elverişli olduğundan, kullanımları daha yaygındır.

    Akım ölçerler ( flowmetreler): Oksijenin litre olarak dakikadaki akış hızını ayarlar; örneğin, dakikada 3 litre gidecek şekilde vb. gibi. Bununda çeşitleri mevcuttur.

    Nemlendiriciler: Akım ölçerlere bağlı olarak kullanılırlar  ve tüpten kuru olarak gelen oksijeni nemlendirilirler. Kuru oksijen, uzun süreli kullanımlarda soluk yolu ve akciğerlerdeki mukoz membranların  kuruyarak tahriş olmasına neden olurlar. Kısa süreli kullanımlarda  sorun yaratmamasına rağmen, kuru oksijen hastayı rahatsız edeceğinden nemlendirilmiş oksijen verilmesinde yarar vardır. Özellikle de KOAH, krup ya da epiglotiti  olan hastalarda oksijenin nemlendirilerek verilmesi gerekir.Nemlendirici, genellikle kırılmaz cinsten bir kap ve üzerine yerleştirilmiş akım ölçerden oluşur. Oksijen, kabın içindeki sudan baloncuklar oluşturarak geçer. Bu su kabı temiz tutulmazsa, yosun bağlayarak çeşitli bakterilerin ve mantarların üremesine yol açar. Ve bu mikroplar doğrudan hastanın akciğerlerine yerleşir. Bu nedenle, her şiftte  kabın yıkanarak, temiz su ile doldurulması gerekmektedir

    5)OKSİJEN TEDAVİSİ ALAN HASTANIN HEMŞİRELİK BAKIMI

    Hemşire, oksijen tedavisinin temel prensiplerini, uygulama yöntemlerini, zararlı etkilerini ve hastanın gerekli bakımlarını nedenlerini bilerek uygularsa hastasına daha güvenle yaklaşır ve tedaviden daha olumlu sonuç alınır. Hemşirenin yapacağı bakım ve tedavinin basamakları ise şöyledir:

    *Doktor tarafından oksijen tedavisi gerekliliği saptanan hastaya öncelikle işlem hastanın anlayacağı bir dilde anlatılmalıdır.

    *Tedavi sırasında kullanılacak olan malzemeler hazırlanmalı ve kontrol edilmelidir. Tedavi sırasında kişisel hijyene ve kullanılacak malzemelerin sterilizasyonuna dikkat edilmelidir.

    *Olası acil ilaç uygulamaları için damar yolu daima açık bulundurulmalıdır.

    *Yoğun Bakım ünitelerinde monitörize olan hastanın vital bulguları , özellikle solunum sayısı ve şekli saatlik takip edilmeli ve kaydedilmelidir.

    *Hastanın oksijenizasyonun takip edilmesi önemlidir. Oksijenizasyon takibi el ve ayak parmaklarından birine veya kulak memesine takılacak probun monitörizasyonu ile yapılabilir. Probun yeri sık sık değiştirilmelidir. Sp 02 nin takibi hastanın yeterli oksijenizasyonu hakkında bize fikir verecek değerlerden birisidir ve %90 ının altında olmamasına dikkat edilmelidir. Herhangi bir hipoksi durumunda hastanın solunumuna dikkat edilmeli, hızla sistem kontrol edilmeli, sekresyona bağlı ise tekniğe uygun aspire edilmeli ve hemen doktora haber verilmelidir.

    *Doktor tarafından alınan arter kan gazı değerleri incelenmeli değişiklikler hemşire gözlemine kayıt edilmelidir.

    *Hasta aralıklı olası siyanoz oluşumu açısından gözlenmelidir. Takip hastanın dudak, burun ucu, kulak memesi, ayak ve el tırnak dibi ve cilt renginin kontrol edilmesini içerir. Eğer siyanoz söz konusuysa ve sakıncalı değilse O2 yükseltilip doktora haber verilmelidir

    *Tedavi süresince hasta ile iletişim kurulmalı ve psikolojik destek sağlanmalıdır. Bilinç durumu değerlendirilmeli ve bu da takip formlarında yer almalıdır.

    *Hastaya uygulanan oksijenin steril distile su ile nemlendirilmiş olmasına dikkat edilmelidir.

    *Özellikle oksijen tedavisi alan hastalarda ağız hijyeni mukoza kuruluğunu ve enfeksiyon riskini önlemede etkilidir. Sık aralıkla hastaya etkin bir ağız bakımı verilmelidir.

    *Etkili oksijen tedavisi, öksürük, solunum egzersizleri, postural drenaj, sık pozisyon değişimi, buhar uygulaması, nazotrakeal aspirasyon ile sağlanabilir. Bu işlemlerin gerekliliği hastaya anlatılarak işbirliği sağlanmalıdır.

    * Solunum egzersizleri ile inspiryum ve ekspiryumun daha düzenli hale getirilmesi, iyi ventile olmayan akçiğer alanlarının solunuma katılması ve solunum kaslarının daha etkili bir biçimde çalıştırılması hedeflenir. Bu da solunum tedavisinin önemli bir bölümüdür.

    *Sık pozisyon değişimi; sekresyon hareketini kolaylaştıracaktır. Hastaya tedavi süresince uygun pozisyon sağlanmalı ve pozisyon hastanın genel durumu göz önünde bulundurularak iki veya dört saatlik aralıklar ile değiştirilmelidir. Oksijen tedavisinde tercih edilen pozisyonlar, fawler ve yarı fawlerdir . Solunum kasları bu pozisyonlarda daha rahat çalışır.

    *Buhar uygulaması; nemin sekresyonları yumuşatıcı etkisi ile atılımını kolaylaştıracak bir girişimdir.

    *Öksürme ile atılamayan sekresyonlar solunum yolu obstüriksiyonuna neden olacağı için serkresyonlar nazo trekeal aspirasyon ile temizlenmelidir. Bu işlemde sterilizasyon çok önemlidir . İşlem seril bir ortamda mümkün olduğunca az travmatize yapılmalıdır.

    *Hasta oksijen tevdisinin kompilikasyonları açısından gözlenmelidir. Uzun süreli O2 tedavisinin erişkinlerde 12 saat veya daha fazla sürede O2 ugulaması sonucu substernal ağrı, kuru öksürük ve progresif dispne ile kendini gösteren trekeabronşit ve akciğer parankiması toksisitesi gibi kompikasyonlar çıkabilir. Bu belirtiler yönünden de hastanın gözlenmesi gerekmektedir.

    *Hastaya uygulanan noninvaziv oksıjen tedavisinin olası yetersizliği göz önünde bulundurularak endotrakeal entübasyon endikasyonuna karşı hazırlık yapılmalıdır.

    Tüpteki  oksijenin  kullanım  süresinin hesaplanması:

     

                                    Gösterge basıncı  (  atmosfer  basıncı ) --  Güvenlik miktarı  x  faktör

    Akış süresi ( dakika ) =------------------------------------------------------------------------------------------ 

                                                                     Akış  hızı  ( litre / dakika )  

     

  •  02-04-2011, 20:16 223279 Cevap 94583

    Cevap : oksijen tedavisi(bi bakın isterseniz)

    elinize sağlık güzel hazırlanmış bana da çok yardımcı oldu :)
  •  15-07-2011, 21:55 230421 Cevap 223279

    Cevap : oksijen tedavisi(bi bakın isterseniz)

    Ellerinize sağlık faydalı olmuş :)
  •  13-12-2013, 12:16 257604 Cevap 94583

    DrNuran | Oksijen Terapisi

     DrNuran | Oksijen Terapisi

    Oksijen terapi; iğne kullanılmadan cildin en alt tabakasına oksijenin basınç ile enjekte edilmesidir. Göz çevresi ve dudak kenarlarında kas hareketlerine bağlı olarak meydana gelmiş olan kırışıkları onarır bununla beraber ürünlerin içinde yer alan aktif maddelerin etkisi ile de ciddi sıkılaştırır ve dolaşımı hızlandırır. Kürler halinde uygulanır. Cilde tazelik yumuşaklık ve pürüzsüzlük sağlar.


    DrNuran | Medikal Estetik
    http://www.drnuran-estetik.com
RSS haberlerini XML olarak görüntüle

Etkinliklerimiz

2. Ulusal Temel Hemşirelik Bakımı Kongresi'ndeydik
İstanbul - 27/09/2012


11. Ulusal Hemşirelik Öğrencileri Kongresi'ndeydik
Bursa - 26/04/2012


İkovan İnsan Kaynakları Eğitim Ve Danışmanlık Hiz.Ltd. Şti. Türkiye İş Kurumu 15.09.2011 tarih ve 492 no'lu izin belgesi ile Özel İş İstihdam Bürosu olarak faaliyet göstermektedir.
4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu gereğince iş arayanlardan ücret alınması yasaktır. 

Copyright  © 2004-2013 İkovan İnsan Kaynakları Eğitim Ve Danışmanlık Hiz.Ltd. Şti.
Forum Kullanım Şartları
İstihdam Sözleşmesi